Rumpelstilskin masalı

Rumpelstilskin
Rumpelstilskin masalını okumaya hazır mısınız?

Çook çook Uzun zaman önce çok güzel kızı olan bir değirmenci vardı. Bir gün değirmenci kralın şatosunun yakınlarına gitti.Orada kralla karşılaştı.Kral değirmenciyi durdurdu.
Değirmenci krala daha zengin olmayı isteyip,istemediğini sordu,sonra da dedi ki;
“Benim kızım samanı eğirip altın yapabilir.”
“Ah” dedi kral.”Bu gerçekten çok güzel olur.Yarın kızını al şatoma getir,benim için altın eğirsin.”
Sonra değirmenci korkmuş,ama krala sözü de vermiş.
Ertesi gün kızını şatoya götürmüş.
Kralın aklı fiikri altın yapmaktaymış.Kızı şatonun büyük odalarından birine götürmüş.Odanın ortasında bir çıkrık ve yanında da bir yığın saman varmış.Kral değirmencinin kızına dönmüş ve demiş ki:
“İşte çıkrık, işte saman”
“Eğer sabaha kadar samanı eğirip altın yapamazsan ,başın kesilecek!”
Sonra kral odadan ayrıldı ve kızı da odaya kilitledi!
Zavallı kız oturdu ve ağlamaya başladı.Çünkü samanı nasıl altına çevireceğini bilmiyordu.Ağladığı sırada kapı açıldı ve içeriye yaşlı,küçük bir adam girdi.Bu yaşlı adamın,kocaman kırmızı bir burnu,çarpık bacakları ve başında da şapkası vardı.
Kızı selamladı ve sordu:
“İyi akşamlar sevgili,küçük leydim.Neden ağlıyorsunuz?”
“Ah” dedi kız,kral samanı altına çevirebileceğimi sanıyor,ama ben nasıl yapıldığını bilmiyorumL”
Sonra küçük adam sordu:
“Peki ben bunu yaparsam bana ne verebilirsin?”
“Boynumdaki altın kolyeyi veririm” dedi kız.
Küçük adam kolyeyi aldı ve oturup başladı eğirmeye…Küçük adam hızla çıkrığı çeviriyordu.Sonra her yer prıl pırıl parlamaya başladı.
Bakın şu işe!.Kaba saba samanlar,muhteşem altınlara dönüyordu.Küçük adam son samanı da altına çevirince gitti.Her yer yığınla altınla doldu.
Ertesi sabah kral kapıyı açtı,altınları görünce gözleri parladı.Bunlar beni en zengin kral yapar diye düşündü açgözlü kral.
Kızı daha büyük içi samanla dolu bir odaya kilitledi.
Titreyen kıza döndü ve dedi ki:
“İşte çıkrık işte saman!
Eğer sabah geldiğimde hepsi altın olmazsa,başın kesilecek!”
Kızın gözleri yaşla doldu ve korkuyla saman yığınına baktı.Sonra da oturup ağlamaya başladı.
Bir kez daha kapı açıldı ve küçük yaşlı adam içeriye atladı.Kasketini aldı ve değirmencinin kızına,
“Eğer sana yine samanı altın yapmak için yardım edersem bana ne verebilirsin?”
“Parmağımdaki yüzüğü veririm.” dedi kız.
Küçük adam yüzüğü aldı ve oturup samanları eğirmeye başladı.
Dön! Dön! Tekerlek,daha hızlı dön,daha hızlı eğir.Sabah olduğunda samanlar en güzel altınlara dönüştü.
Kral kapıyı açtığında altınları görünce gözleri parladı.Açgözlü kral daha fazla altın istiyordu.Zavallı kızı daha büyük bir odaya kapattı.Oda o kadar doluydu ki,neredeyse oturacak yer bile yoktu.
Kral kıza döndü ve dedi ki:
“İşte çıkrık, işte saman! Eğer sabah geldiğimde hepsi altın olmazsa,başın kesilecek! Ama eğer altın yapabilirsen,seninle evlenip kraliçem yapacağım.”
”Çünkü yalnız değirmencinin kızı beni dünyanın en zengin kralı yapabilir”diye düşündü kral..Sonra yine kızıyı odaya kilitleyip çıktı kral.Ardından küçük yaşlı adam hoplayarak girdi içeriye.Kasketini çıkarıp sordu kıza..
“Eğer sana yine samanı altın yapmak için yardım edersem bana ne verebilirsin?”
“Ah! Sana verecek hiçbirşeyim kalmadı!” dedi kız.
“Ama bana bir şey vermelisin”dedi küçük adam.”Kraliçe olduktan sonra doğacak ilk çocuğunu bana ver.”
Zavallı kızın başka çaresi yoktu ve küçük adama kraliçe olduktan sonra doğacak ilk çocuğunu vermeye söz verdi.Bir yandan da nasılsa çok uzun zaman alır,küçük yaşlı adam da unutur diye düşündü.
Sözü aldıktan sonra küçük yaşlı adam oturup,altın eğirmeye başladı.
Dön! Dön! Tekerlek,daha hızlı dön,daha hızlı eğir. Sonunda büyük oda tıka basa eğrilmiş altınla doldu.
Ertesi sabah kral kapıyı açtığında kızı eğrilmiş parıldayan altın yığınlarının yanında buldu.
Kral sözünü tuttu ve zavallı değirmencinin kızıyla evlenip,onu kraliçesi yaptı.
Aradan bir yıl geçti,kraliçenin çok sevimli bir bebeği oldu.Ama kraliçe küçük yaşlı adama verdiği sözü unuttu.
Bir gün kraliçenin odasının kapısı açıldı ve içeriye küçük yaşlı adam girdi.
“Şimdi hediyeni bana ver.” dedi.
Kraliçe korkuyla küçük yaşlı adama,dünyanın en zengin krallığı olduklarını eğer çocuğu bırakırsa dilediği herşeyi alabileceğini söyledi.
“Hayır ben zengin olmak istemiyorum,sen sözünü tutmak zorundasın.”
Kraliçe çok üzüldü ve ağlamaya başladı,ta ki küçük adam merhamet edene kadar…
“Peki sana üç gün veriyorum ve eğer sen bu zaman içinde benim adımı bilebilirsen,çocuğuna kavuşacaksın.” Dedi küçük adam.
Kraliçe bütün gece bildiği ,duyduğu bütün isimleri listeledi.Ertesi gün de krallığın dört bir yanına haberciler gönderdi. Duydukları tüm değişik isimleri haber vermelerini istedi.
Sonraki gün küçük yaşlı adam yine geldi.Kraliçe aklına gelen isimleri saydı.Casper,Melchior ve daha pek çok isim ancak bulamadı.
Herbirini dinledikten sonra güldü ve başını salladı.
“ hayır bunların hiçbiri benim adım değil.”
Sonra köydeki tüm evlerden,erkek,kadın ve çocuk isimleri geldi.Kraliçe bir isim listesi hazırladı ve yaşlı adam geldiğinde listeyi ona verdi.
“Senin adın Cowribs, Sheepshanks veya Bandylegs mi ? “ diye sordu kraliçe.
“Hayır bunların hiçbiri benim adım değil “ dedi yaşlı küçük adam.
Üçüncü gün kraliçenin gönderdiği haberciler geri geldi. Yeni yabancı adlar söylediler.
Habercilerden biri “ Ben yeni adlar bulamadım.ama geceleyin kamp yapmış bir küçük yaşlı adam gördüm. Ateşin karşısında dans ediyordu.
Başında kasketi , kocaman kırmızı bir burnu ve çarpık bacakları vardı.
Hoplayıp ,zıplıyordu.Önce bir bacağını sonra diğer bacağını …
Ve şarkı söylüyordu.
“Ben bugün pişirir,yarın kaynatırım.
Yarın kraliçenin çocuğu benim olacak
Kraliçe benim adımı hiçbir zaman bilemeyecek
Rumpelstilskin benim adım.”
Kraliçe duyduklarından çok mutlu oldu ve ellerini çırptı.Sonunda küçük yaşlı adamın adını öğrenmişti.:)Haberi getirene bir çanta altın verip gönderdi ve küçük yaşlı adamı beklemeye başladı.
Gün doğarken,küçük yaşlı adam hoplaya zıplaya geldi.
“Şimdi kraliçem bugün son şansın.Benim adım ne söyle bakalım” dedi.
Kraliçe sordu:
“Conrad?”
Hayırrrrr.
“Henry?”
“Hayır”
“O zaman senin adın Rumplestiltskin J”
“Periler mi söyledi “diye bağırdı. Öfkeyle söylenirken döşemelerin içine düşüp gözden kayboldu.Bir daha da hiç görülmedi.Kraliçe de şatosunda çocuğuyla beraber mutlu bir hayat sürdü…
Masalın yazarı; Grimm Kardeşler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.